Bu derste
Bitki koruma, kültür bitkilerini hastalık, zararlı ve yabancı otlardan korumak ya da bunların yol açtığı kayıpları ekonomik düzeyin altında tutmak için alınan önlemlerin tümüdür. Ziraat fakültelerinin bütün bölümlerinde okutulan temel derslerden biridir. Bu sayfada hastalık kavramı ve hastalık etmenleri, simptomlar, hastalık döngüsü, başlıca etmen grupları (funguslar, bakteriler, virüsler), yabancı otlar ve zararlılar ile mücadele yöntemleri anlatılmaktadır. Sonunda bir kavramlar sözlüğü ve kendini sınayabileceğin bir test bulunuyor.
1. Bitki koruma nedir?
Kültür bitkilerini ve onlardan elde edilen ürünleri hastalık, zararlı ve yabancı otlardan korumak, tedavi etmek ya da bunların yol açacağı zararı en aza indirmek için alınan tüm teknik, ekonomik ve yasal önlemlere bitki koruma denir. Konular üç ana başlıkta incelenir:
Entomoloji
Böcek, akar, nematod ve kemirgen gibi zararlıların yol açtığı kayıpları, nedenlerini ve korunma yollarını inceler. Akaroloji (akarlar) ve nematoloji (nematodlar) bu alanın alt dallarıdır.
Fitopatoloji
Bitki hastalıklarını inceler (Yunanca phyto bitki, pathos hastalık). Mikoloji (funguslar), bakteriyoloji ve viroloji bu alanın alt dallarıdır.
Herboloji
Yabancı otların biyolojisini, ekolojisini, zararlarını ve mücadele yöntemlerini inceler.
Araştırmalar, dünyada tarımsal ürünlerin yaklaşık üçte birinin zararlılar, hastalıklar ve yabancı otlar nedeniyle kaybedildiğini göstermektedir. Kaynaklarda verilen oranlar ürüne ve bölgeye göre değişse de yabancı otların yol açtığı kaybın çoğu zaman en büyük pay olduğu belirtilir. Hastalık etmenleri içinde en çok zarara yol açan grup funguslardır; bunları virüsler ve bakteriler izler.
2. Bitki hastalıklarının tarihteki etkileri
Bitki hastalıkları tarih boyunca kıtlıklara, salgınlara ve ekonomik krizlere yol açmıştır. Eski Romalılar buğday pasını kontrol ettiğine inandıkları Robigo adlı tanrı için her yıl törenler düzenlerdi. Bilimsel olarak anlaşılmaları ise ancak 19. yüzyılda başladı.
- Ergotizm (çavdar mahmuzu): Orta Çağ’da Claviceps purpurea fungusunun çavdar ve buğday başaklarında oluşturduğu sklerotlar una karışarak salgın zehirlenmelere yol açtı. Sklerotlardaki alkaloitler halüsinasyon, yüksek ateş, düşük ve kol ile parmaklarda kangrene neden oluyordu.
- Büyük İrlanda Kıtlığı (1845 ve sonrası): Patates mildiyösü (Phytophthora infestans) İrlanda’daki patates tarlalarının çoğunu yok etti. Ortaya çıkan kıtlıkta bir milyondan fazla insan öldü, yaklaşık iki milyon kişi göç etmek zorunda kaldı. Fitopatoloji biliminin başlangıcı, Anton de Bary’nin bu hastalık üzerindeki çalışmalarına dayanır.
- Kahve pası: 19. yüzyılın sonunda Seylan’ın (bugünkü Sri Lanka) kahve bahçelerini tahrip etti; yıllık 45 milyon kilogram olan üretim 1889’da 2,3 milyon kilograma düştü. Kahvenin yerine çay dikildi ve İngiltere’de çay en önemli içeceklerden biri hâline geldi.
- Kestane kanseri: Uzak Doğu’dan ABD’ye taşınan hastalık, 1904’ten sonraki 50 yılda milyarlarca Amerikan kestanesi ağacını öldürdü. Bu ve benzeri salgınlar, ülkelerin hastalıklı bitkisel materyalin girişini düzenleyen bitki karantinası yasalarını çıkarmasına yol açtı. Hastalık bugün Türkiye’de de kestane ağaçlarında zarar yapmaktadır.
3. Hastalık kavramı ve hastalık üçgeni
Hastalık, bitkinin yaşam olaylarının bitkiye zarar verecek derecede normalden sapmasıdır. Hastalığın oluşup gelişmesine patogenez, hastalık sonucu bitkide ortaya çıkan değişikliklere simptom (belirti) denir. Hastalıkların nedenlerini etiyoloji, salgınlar hâlinde yayılmasını epidemiyoloji inceler.
Hastalık üçgeni
Bir bitki hastalığının ortaya çıkabilmesi için üç unsurun aynı anda bulunması gerekir: duyarlı bir konukçu, virülent (hastalık yapma gücü yüksek) bir etmen ve hastalığın gelişmesine uygun çevre koşulları. Bunlardan biri eksikse hastalık oluşmaz ya da zayıf kalır. Bitkiyi yetiştiren, tohumunu, çeşidini, ekim zamanını ve uygulamaları belirleyen insan da dördüncü unsur olarak eklenir; mücadele yöntemlerinin çoğu bu üçgenin bir köşesini ortadan kaldırmayı hedefler.
Hastalıklar bitkiyi nasıl etkiler?
| Etkilenen kısım | Örnek hastalık | Bozulan işlev |
|---|---|---|
| Kök | Kök çürüklüğü | Su ve besin alımı |
| İletim demetleri (ksilem) | Solgunluk hastalıkları | Su ve mineral taşınması |
| Yaprak | Yaprak lekeleri, külleme, mildiyö | Fotosentez |
| Kabuk ve gövde | Kanserler | Fotosentez ürünlerinin taşınması |
| Çiçek | Çiçek enfeksiyonları | Döllenme ve meyve bağlama |
| Meyve | Meyve çürüklükleri | Depolama, ürün kalitesi |
4. Cansız (abiyotik) hastalık etmenleri
Bitkinin en uygun gelişme koşullarının dışına çıkılmasıyla ortaya çıkan, bulaşıcı olmayan hastalıklardır. Belirtileri çoğu zaman paraziter hastalıklarla karıştırılır; tarlada genellikle geniş alanlarda ve düzenli bir dağılımla görülmeleri, yayılmamaları ayırt edici ipuçlarıdır.
- İklimden kaynaklananlar: Yüksek sıcaklık solunumu artırıp kuru madde kaybına ve solgunluğa, düşük sıcaklık gelişme geriliğine, döllenme bozukluğuna (buğdayda kör başak) ve don zararına yol açar. Fazla ya da az ışık, rüzgâr, dolu ve düşük nispi nem de doğrudan zarar verir; açılan yaralar etmenlerin girişini kolaylaştırır.
- Topraktan kaynaklananlar: Fazla su ve yüksek taban suyu kök bölgesinde zararlı madde birikimine yol açar. Besin noksanlıkları tipik belirtiler verir: demir noksanlığında damarlar yeşil kalırken damar araları sararır (kireçli ve taban suyu yüksek topraklarda sık görülür); çinko noksanlığında sürgün uçlarında rozetleşme ve küçük yapraklar; bor noksanlığında şeker pancarında öz ve kuru çürüklük görülür.
- Çevre kirliliği ve hatalı uygulamalar: Kükürt dioksit, florür ve ozon gibi gazlar yapraklarda nekrotik lekelere, toz birikintileri gaz alışverişinin bozulmasına yol açar. Gereksiz ya da yanlış ilaç kullanımı, yüksek doz, yanlış zamanda ilaçlama ve herbisit kullanılan aletlerin iyi temizlenmemesi önemli kayıplara neden olur.
5. Canlı (biyotik) hastalık etmenleri
Bitkilerde paraziter hastalıklara yol açan başlıca etmen grupları şunlardır: funguslar (ve fungus benzeri organizmalar), bakteriler, fitoplazmalar ve diğer hücre duvarı olmayan bakteriler, iletim demetlerinde yaşayan zorunlu bakteriler, virüsler, viroidler, nematodlar ve küsküt ile canavar otu gibi parazit bitkiler. Patojenler, salgıladıkları enzimler, toksinler ve büyüme düzenleyicileri ile konukçu hücreye zarar verir ve besinini alır.
Bulaşma yollarına göre hastalıklar
- Havadan geçen hastalıklar: Etmen hava akımlarıyla hızla ve uzaklara taşınır. Buğday kara pası sporlarının aynı mevsim içinde yüzlerce kilometre taşınabilmesi buna örnektir.
- Topraktan geçen hastalıklar: Etmen toprakta yaşar ve toprak altı organlara zarar verir: fidelerde çökerten, solgunluklar, kök çürüklükleri, lahanada kök uru gibi. Yavaş yayılır, ama aynı ürünün üst üste ekilmesiyle şiddetlenir.
- Tohum ve üretim materyaliyle geçen hastalıklar: Etmen tohum, yumru, çelik ya da fidanla bir yıldan diğerine ve bir yerden başka yere taşınır. Buğday sürmesine karşı tohum ilaçlaması, arpa açık rastığına karşı sıcak su uygulaması bu hastalıklara karşı alınan önlemlerdir.
6. Simptomlar
Hastalıkların bitkide oluşturduğu belirtileri simptomatoloji inceler. Simptomlar üç grupta toplanır:
Nekrotik simptomlar
Hücre ve dokuların ölümüyle oluşur: solgunluk, kloroz (yeşil rengin açılması), lekeler, yanıklık, sulanma, geriye doğru ölüm, kanser ve yaralar, fidelerin devrilmesi (çökerten) ve çürüklükler. Bakteriler genellikle yaş, funguslar kuru çürüklük yapar.
Hipoplastik simptomlar
Hücre, doku ya da organların normal gelişememesiyle oluşur: renksizleşme, gelişme geriliği, bodurluk ve rozetleşme. Pek çok virüs hastalığı bu tip belirtiler verir.
Hiperplastik simptomlar
Dokuların normalden fazla gelişmesiyle oluşur: urlar (gal ve tümör), dal ve sürgünlerin yassılaşıp kalınlaşması, burkulma ve çalılaşma (cadı süpürgesi).
7. Paraziter hastalıkların seyri
Paraziter bir hastalıkta patojen ile konukçu arasında birbirini izleyen bir dizi olay yaşanır; bu zincire hastalık döngüsü denir. Mücadelenin başarısı, patojenin bu döngüsünü tanımaya bağlıdır.
- İnokulasyon: Patojenin konukçuyla temasa geçmesidir. Enfeksiyon yapabilecek patojen miktarına inokulum denir; funguslarda spor, misel ya da sklerot, bakteri ve virüslerde patojenin kendisidir. Kışlayan inokulumun ilkbaharda yaptığı ilk enfeksiyona primer, sezon içinde bunu izleyenlere sekonder enfeksiyon denir.
- Penetrasyon: Patojenin bitkiye girmesidir. Funguslar doğrudan yüzeyi delerek ya da doğal açıklıklardan (stoma, lentisel, hidatot) ve yaralardan girebilir. Bakteriler doğal açıklık ve yaralardan, virüsler ise yaralardan ya da vektör böceklerle girer; doğrudan giremezler.
- Enfeksiyon: Patojenin bitki içinde beslenip yayılmaya başlamasıdır. Enfeksiyonun başlangıcından ilk belirtilerin görülmesine kadar geçen süreye inkübasyon süresi denir. Külleme etmeni bitki yüzeyinde, pek çok fungus, bakteri ve virüs ise bitki içinde gelişir.
- Çoğalma ve yayılma: Funguslar sporlarla, bakteriler hücre bölünmesiyle, virüsler canlı hücre içinde kendini kopyalayarak çoğalır. Patojenler etkin olarak değil; su, rüzgâr, böcekler, aletler ve insan aracılığıyla yayılır.
- Kışlama: Funguslar bitki artıklarında, toprakta, tohumda ya da alternatif konukçularda; bakteriler toprakta, artıklarda ve tohumda; virüs ve fitoplazmalar ise ancak canlı bitki dokusunda ya da vektörlerinde kışı geçirir.
8. Funguslar ve fungus benzeri organizmalar
Funguslar klorofilsiz, besinlerini dışarıdan emerek alan (heterotrof), çoğunlukla ipliksi (hif ve miselyum) gelişen ve sporlarla çoğalan canlılardır. Hücre duvarları vardır ve genellikle kitin içerir. Bitki hastalıklarının büyük kısmının etmenidir.
Zararlarının yanında yararları da çoktur: toprakta organik maddeyi parçalayarak verimliliği artırırlar, bazıları bitki kökleriyle ortak yaşar (mikoriza), mayalar ekmek, şarap ve bira yapımında, bazı türler peynir ve antibiyotik (penisilin) üretiminde kullanılır.
Sınıflandırma
Gerçek funguslar
Funguslar âleminde yer alır. Başlıca şubeleri Chytridiomycota, Zygomycota, Ascomycota (külleme, karaleke, pek çok yaprak lekesi) ve Basidiomycota’dır (pas ve rastık hastalıkları). Çoğu haploittir, hücre duvarı kitinlidir.
Fungus benzeri (yalancı) funguslar
Görünüşleri fungusa benzese de farklı âlemlerde yer alırlar. Oomycetes (Chromista) mildiyölere, fide çökertenine ve Phytophthora çürüklüklerine yol açar. Plazmodioforlar (Protozoa) lahanagillerde kök uruna neden olur.
Oomycetes’in özellikleri
- Miselleri bölmesizdir; hücre duvarları kitin değil selülozdur.
- Çoğu diploittir; eşeyli üremeyle kalın çeperli oosporlar, eşeysiz üremeyle hareketli zoosporlar oluştururlar.
- Gelişmeleri için suya ya da yüksek neme ihtiyaç duyarlar; bu yüzden yağışlı ve sulanan koşullarda salgın yaparlar.
- Gerçek funguslardan farklı oldukları için bazı fungisitler onlara etkisizdir; ilaç seçiminde bu fark önemlidir.
9. Bakteriler ve fitoplazmalar
Bakterilerin bitkilerde hastalık yaptığı ilk kez 1878’de elma ve armutta ateş yanıklığı etmeni Erwinia amylovora’nın izole edilmesiyle gösterildi. Bakteriler tek hücreli, çekirdeği zarla çevrili olmayan (prokaryot) canlılardır ve hücre bölünmesiyle çok hızlı çoğalırlar.
Bitkiye doğal açıklıklardan ya da yaralardan girer, genellikle hücreler arasında gelişirler. Yaş çürüklükler, yaprak lekeleri, solgunluklar, kanserler ve urlar yaparlar. Yağmur damlaları, sulama suyu, böcekler, aletler ve bulaşık tohumla yayılırlar. Önemli bitki patojeni bakteri cinsleri arasında Pseudomonas, Xanthomonas, Erwinia (ve onunla akraba Pectobacterium), Agrobacterium ve Clavibacter sayılabilir.
Fitoplazmalar hücre duvarı olmayan, yalnızca bitkilerin floeminde ve vektör böceklerin (çoğunlukla yaprak pireleri) vücudunda yaşayabilen bakterilerdir. Sararma, bodurluk, cadı süpürgesi ve çiçeklerin yaprağa dönüşmesi gibi belirtiler verirler.
10. Virüsler ve viroidler
Virüslerin keşfi tütün mozaik hastalığıyla başladı: Adolf Mayer 1879’dan itibaren hastalığın bulaşıcı olduğunu gösterdi; Dimitri Ivanovski 1892’de etmenin bakteri tutan filtrelerden geçtiğini bildirdi; Martinus Beijerinck 1898’de bunun hücresel olmayan, ama çoğalabilen bir etmen olduğunu ortaya koyarak ona “bulaşıcı canlı sıvı” (contagium vivum fluidum) adını verdi.
Virüsler bir protein kılıf içinde yalnızca bir tür nükleik asit (RNA ya da DNA) taşıyan, ancak canlı hücre içinde çoğalabilen, elektron mikroskobuyla görülebilecek kadar küçük etmenlerdir. Çubuk, ipliksi ya da küresel biçimde olabilirler. Bitki hücre duvarını kendi başlarına geçemezler; ancak yaralardan ya da vektörler aracılığıyla girerler.
Virüs bitkide nasıl yayılır?
Giriş yerindeki hücrede çoğalan virüs (lokal enfeksiyon), hücreden hücreye plazmodezmler aracılığıyla yavaşça ilerler. İletim dokusuna ulaşınca floemle birlikte genç sürgünlere, köklere ve meyvelere hızla taşınır; bitkinin tamamına yayılmasına sistemik enfeksiyon denir.
Taşınma yolları
- Böcekler: En önemli vektörler yaprakbitleri, beyazsinekler, tripsler ve yaprak pireleridir.
- Mekanik yolla: Tütün mozaik virüsü gibi dayanıklı virüsler el, alet ve bitki özsuyuyla kolayca taşınır.
- Tohum, çelik, aşı materyali ile, bazı virüsler nematod ve fungus vektörleriyle taşınır.
Önemli bitki virüslerine örnek olarak tütün mozaik virüsü, hıyar mozaik virüsü, domates lekeli solgunluk virüsü (tripslerle taşınır) ve fasulye sarı mozaik virüsü sayılabilir. Viroidler ise protein kılıfı bile olmayan, yalnızca küçük bir RNA molekülünden oluşan, virüslerden de basit etmenlerdir.
Virüs hastalıklarının doğrudan bir ilacı yoktur; mücadele, virüssüz tohum ve fidan kullanımı, vektörlerle mücadele ve dayanıklı çeşitlerle yapılır.
11. Yabancı otlar
İnsanın istemediği yerde yetişen ve yararından çok zararı olan bitkilere yabancı ot denir. Bir ortamda kültür bitkisi olan bir tür, başka bir ortamda yabancı ot sayılabilir; örneğin buğday tarlasında kendiliğinden çıkan arpa bir yabancı ottur.
Zararları
- Kültür bitkisiyle ışık, su ve besin maddeleri için yarışır; bazıları allelopatik etkiyle salgıladıkları maddelerle kültür bitkisinin gelişmesini engeller.
- Hastalık etmenlerine ve zararlılara konukçuluk eder, toprak işleme ve hasadı zorlaştırır, üretim masraflarını artırır.
- Ürüne karışarak kaliteyi düşürür; bazıları hayvanlar ve insanlar için zehirlidir.
Yararları
Yabancı otlar her zaman yalnız zararlı değildir: tıbbi bitki, yem ve gıda kaynağı olabilir, arılara besin sağlar, erozyonu önler, yaban hayatına barınak olur ve gen kaynağı olarak ıslahta değerlendirilir. Bazı türler toprak özelliklerinin göstergesidir.
Sınıflandırma
Yabancı otlar yaşam süresine göre tek yıllık, iki yıllık ve çok yıllık; yaprak yapısına göre dar yapraklı (buğdaygiller, örneğin tilki kuyruğu, yabani yulaf, delice) ve geniş yapraklı olarak gruplanır. Bu ayrım, kullanılacak herbisitin seçiminde önemlidir. Küsküt ve canavar otu gibi parazit bitkiler ise kültür bitkisinin besinini doğrudan kullanır.
12. Zararlılar
Kültür bitkilerinde zarar yapan hayvanların büyük çoğunluğu böceklerdir; bunları akarlar (kırmızıörümcekler), nematodlar, salyangoz ve sümüklüböcekler, kemirgenler ve kuşlar izler.
Böceklerin vücudu baş, göğüs ve karın olmak üzere üç bölümden oluşur. Başta bir çift anten ve ağız parçaları, göğüste üç çift bacak ve genellikle iki çift kanat bulunur; solunum trake sistemiyle yapılır. Gelişmeleri sırasında yumurta, larva (ya da nimf) ve ergin dönemlerinden geçerler; tam başkalaşım geçirenlerde larva ile ergin arasında bir pupa dönemi bulunur. Zararın çoğu zaman yalnızca bir dönemde (örneğin kelebeklerde tırtıl döneminde) yapılması, mücadele zamanının belirlenmesinde önemlidir.
Böceklerin hepsi zararlı değildir: bitkilerin tozlaşmasını sağlarlar, bal ve ipek gibi ürünler verirler; uğur böcekleri ve parazitoit arılar gibi pek çoğu zararlıların doğal düşmanıdır.
Ağız yapısı ve zarar şekli
Isırıcı-çiğneyici ağızlılar
Tırtıllar, çekirgeler ve birçok böcek larvası yaprak, sürgün, meyve ve tohumu yiyerek doğrudan doku kaybına yol açar.
Sokucu-emici ağızlılar
Yaprakbitleri, beyazsinekler, tripsler ve yaprak pireleri bitki özsuyunu emer; bitkiyi zayıflatır, yaprakları kıvırır ve en önemlisi virüs taşırlar. Bıraktıkları tatlımsı maddeler üzerinde fumajin gelişir.
Zararlılar ayrıca gövde ve köklerde galeri açarak, gal oluşturarak ya da depolanmış ürünlerde beslenerek zarar yapar. Bir zararlının mücadelesine karar verirken yalnızca varlığına değil, sayısının ekonomik zarar eşiğini aşıp aşmadığına bakılır.
13. Mücadele yöntemleri
Hastalık, zararlı ve yabancı otlarla mücadelede tek bir yönteme dayanmak yerine birçok yöntemi birlikte kullanmak en başarılı sonucu verir.
Yasal mücadele (karantina)
Ülkede bulunmayan ya da sınırlı alanda bulunan hastalık, zararlı ve yabancı otların ülkeye ya da yeni bölgelere girmesini ve yayılmasını önlemek için yasal düzenlemelerle alınan önlemlerdir. Bitkisel materyalin giriş ve çıkışında sağlık sertifikası istenmesi ve denetim yapılması bu kapsamdadır. Kestane kanseri gibi salgınlar karantinanın önemini açıkça göstermiştir.
Kültürel mücadele
Hastalığı önlemeyi hedefler ve çoğu zaman en ekonomik yoldur:
- Dışlama (karantina): Bir patojenin ya da zararlının bulunmadığı bir bölgeye girmesinin önlenmesi.
- Sakınma: Uygun ekim zamanı ve yer seçimiyle hastalığın uygun koşullarından kaçınılması.
- Ekim nöbeti: Toprak kaynaklı etmenlerin ve yabancı otların birikmesini önler.
- Sanitasyon: Hastalıklı bitki ve artıkların, alternatif konukçu yabancı otların yok edilmesi; aletlerin temizlenmesi.
- Toprak solarizasyonu: Nemli toprağın yaz sıcağında şeffaf plastikle örtülerek ısıtılması; toprak kaynaklı etmenleri ve yabancı ot tohumlarını azaltır.
- Uygun hasat ve depolama: Ürünün yaralanmadan hasat edilmesi ve uygun koşullarda saklanması.
- Dayanıklı çeşit ve sağlıklı, sertifikalı tohum kullanımı.
Diğer yöntemler
- Fiziksel ve mekanik mücadele: Elle toplama, tuzaklar, çapalama, sıcak su ile tohum uygulaması.
- Biyolojik mücadele: Zararlıların doğal düşmanlarından yararlanılmasıdır. Avcılar (predatörler) yaşamları boyunca çok sayıda zararlıyı yiyerek, parazitoitler yumurtalarını zararlının içine ya da üzerine bırakıp gelişmelerini tamamlarken onu öldürerek, patojenler (zararlılarda hastalık yapan bakteri, fungus ve virüsler; biyolojik pestisitler) ise zararlıyı hastalandırarak etki eder. Bitki hastalıklarına karşı antagonist mikroorganizmalar da kullanılır.
- Biyoteknik mücadele: Feromon tuzakları, çiftleşmeyi engelleme gibi böceklerin davranışlarından yararlanan yöntemler.
- Kimyasal mücadele: Fungisit, insektisit, akarisit ve herbisitlerle yapılan mücadele. Yalnızca ruhsatlı ürünler, etiketindeki doz ve zamanda, hasat öncesi bekleme sürelerine uyularak kullanılmalıdır.
Ekonomik zarar eşiği ve entegre mücadele
Bir zararlının ekonomik kayba yol açan en düşük yoğunluğuna ekonomik zarar seviyesi (EZS) denir. Zararlı bu seviyeye ulaşmadan önce önlem alınması gereken yoğunluğa ise ekonomik zarar eşiği (EZE) denir; bu noktada mücadele masrafı, önlenecek zarara eşittir. EZE; zararlının türüne, zarar gören organa, ürünün değerine, bitkinin yaşına, mevsime ve bölgeye göre değişir. Amaç, hastalık ve zararlıları tamamen yok etmek (eradikasyon) değil, yoğunluklarını EZE’nin altında tutmaktır; zararlı yoğunluğu EZE’ye ulaşmadan ilaçlama yapılmamalıdır.
Entegre mücadele, bütün mücadele yöntemlerini ekonomik, ekolojik ve toksikolojik ilkelere göre bir arada kullanarak zararlı organizmaları ekonomik zarar eşiğinin altında tutmayı amaçlar. Kimyasal mücadeleye ancak diğer yöntemler yetersiz kaldığında ve ekonomik zarar eşiği aşıldığında başvurulur. Böylece hem doğal düşmanlar korunur hem de insan ve çevre sağlığı gözetilir. Türkiye’de birçok ürün için Tarım ve Orman Bakanlığı’nın entegre mücadele teknik talimatları bulunmaktadır.
14. Bitki koruma ürünlerinin güvenli kullanımı
Bitki koruma ürünlerinin (zirai ilaçların) yanlış kullanımı ürün kaybına, kalıntı sorununa, insan ve çevre sağlığının bozulmasına ve etmenlerde direnç gelişmesine yol açar. Dikkat edilmesi gereken başlıca noktalar:
- Teşhis doğru konmadan ilaçlama yapılmamalı; ilaç ve doz il ve ilçe tarım müdürlükleri ile reçete yazmaya yetkili kişilerce belirlenmelidir.
- Etiketteki doz, uygulama zamanı ve hasat öncesi bekleme süresi aşılmamalıdır.
- Aynı etki mekanizmasına sahip ilaçların üst üste kullanılması direnç gelişimini hızlandırır; etki mekanizmaları değiştirilerek kullanılmalıdır.
- Uygulama sırasında koruyucu giysi, eldiven ve maske kullanılmalı; rüzgârlı havada ve arıların aktif olduğu saatlerde ilaçlama yapılmamalıdır.
- Herbisit kullanılan pülverizatörler başka ilaçlamalardan önce iyice temizlenmelidir; boş ambalajlar çevreye atılmamalıdır.
Kavramlar sözlüğü
- Bitki koruma
- Kültür bitkilerini hastalık, zararlı ve yabancı otlardan korumak için alınan önlemlerin tümü.
- Fitopatoloji
- Bitki hastalıklarını inceleyen bilim dalı.
- Entomoloji
- Böcekleri ve tarımda zarar yapan böcekleri inceleyen bilim dalı.
- Herboloji
- Yabancı ot bilimi.
- Patojen
- Hastalık yapan canlı etmen.
- Konukçu
- Patojenin ya da zararlının üzerinde yaşadığı bitki.
- Simptom
- Hastalığın bitkide oluşturduğu belirti.
- Hastalık üçgeni
- Hastalığın oluşması için duyarlı konukçu, virülent etmen ve uygun çevrenin birlikte bulunması gerektiğini anlatan model.
- İnokulum
- Enfeksiyon yapabilecek patojen kısmı ya da miktarı (spor, misel, bakteri hücresi vb.).
- İnkübasyon süresi
- Enfeksiyonun başlangıcından ilk belirtilerin görülmesine kadar geçen süre.
- Kloroz
- Yaprakta yeşil rengin açılması, sararma.
- Nekroz
- Hücre ve dokuların ölmesi.
- Mikoriza
- Bazı fungusların bitki kökleriyle kurduğu yararlı ortak yaşam.
- Oospor
- Oomycetes’te eşeyli üremeyle oluşan, kalın çeperli dayanıklı spor.
- Zoospor
- Kamçısıyla suda hareket edebilen eşeysiz spor.
- Vektör
- Bir patojeni bitkiden bitkiye taşıyan canlı; örneğin virüs taşıyan yaprakbiti.
- Viroid
- Protein kılıfı olmayan, yalnızca küçük bir RNA’dan oluşan hastalık etmeni.
- Allelopati
- Bir bitkinin salgıladığı maddelerle başka bitkilerin gelişmesini etkilemesi.
- Ekonomik zarar eşiği (EZE)
- Mücadelenin gerekli olduğu, mücadele masrafının önlenecek zarara eşit olduğu en düşük zararlı yoğunluğu.
- Ekonomik zarar seviyesi (EZS)
- Bir zararlının ekonomik kayba yol açan en düşük popülasyon yoğunluğu.
- Parazitoit
- Gelişmesini tek bir konukçu üzerinde tamamlayıp sonunda onu öldüren doğal düşman.
- Karantina
- Hastalık, zararlı ve yabancı otların yeni bölgelere girişini önleyen yasal önlemler.
- Entegre mücadele
- Mücadele yöntemlerinin ekonomik, ekolojik ve toksikolojik ilkelere göre birlikte kullanılması.
Kendini dene
Her soruda bir seçeneğe tıkla; doğru cevap ve açıklaması hemen görünür.
1. İrlanda’da 1845’ten sonra büyük kıtlığa yol açan hastalık hangisidir?
Patates mildiyösü (Phytophthora infestans) patates tarlalarını yok ederek büyük İrlanda kıtlığına neden oldu.
2. Yumurtasını zararlının içine bırakan ve gelişmesini tamamlarken onu öldüren doğal düşman hangisidir?
Parazitoitler gelişmesini tek bir konukçuda tamamlar ve sonunda onu öldürür.
3. Bitki hastalıklarını inceleyen bilim dalı hangisidir?
Fitopatoloji bitki hastalıklarını, entomoloji böcekleri, herboloji yabancı otları inceler.
4. Hastalık üçgeninin üç unsuru nelerdir?
Hastalık ancak duyarlı konukçu, virülent etmen ve uygun çevre bir arada olduğunda oluşur.
5. Aşağıdakilerden hangisi cansız (abiyotik) bir hastalık etmenidir?
Besin noksanlıkları bulaşıcı olmayan, cansız etmenlerdir.
6. Damarlar yeşil kalırken damar aralarının sararması en çok hangi noksanlığın belirtisidir?
Demir noksanlığında damar araları sararır; kireçli ve taban suyu yüksek topraklarda sık görülür.
7. Enfeksiyonun başlangıcından ilk belirtilere kadar geçen süreye ne denir?
Bu süreye inkübasyon süresi denir.
8. Oomycetes’i gerçek funguslardan ayıran özellik hangisidir?
Oomycetes’in hücre duvarı selülozdur, miselleri bölmesizdir ve çoğu diploittir.
9. Virüsler bitkiye nasıl girer?
Virüsler hücre duvarını kendi başına geçemez; yaralardan ya da vektör böceklerle girer.
10. Bitki özsuyunu emerek beslenen ve virüs taşıyan zararlı hangisidir?
Yaprakbitleri sokucu-emici ağızlıdır ve en önemli virüs vektörleri arasındadır.
11. Nemli toprağın yazın şeffaf plastikle örtülerek ısıtılmasına ne denir?
Toprak solarizasyonu toprak kaynaklı etmenleri ve yabancı ot tohumlarını azaltır.
12. Entegre mücadelede kimyasal mücadeleye ne zaman başvurulur?
Entegre mücadelede kimyasal mücadele, ekonomik zarar eşiği aşıldığında ve diğer yöntemler yetersiz kaldığında kullanılır.
Kaynaklar
Bu sayfa, internette açık erişimle sunulan aşağıdaki ders notu, makale, tez ve kitaplardan yararlanılarak özgün olarak yazılmıştır.
- Yaşar, B. (ed.) (2018). Ziraat Mühendisliğinde Bitki Koruma. Isparta.
- Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesi (2021). Bitki Koruma (Fitopatoloji kısmı) ders notları.
- T.C. Millî Eğitim Bakanlığı (2011). Bitki Koruma Yöntemleri. Tarım Teknolojileri alanı modülü, Ankara.
- Bitki Hastalık ve Zararlılarıyla Mücadele teorik ve uygulama ders notları.
- Bitki Koruma: Fitopatoloji, hastalık etmenlerine giriş ders notları.
- Bitki Koruma II ders notu: bitki hastalıkları, cansız ve canlı hastalık etmenleri, simptomatoloji, hastalık oluşumu, bakteriler.
- Fitopatoloji ders sunumu: hastalık oluşumu için gerekli koşullar ve paraziter hastalıkların seyri.
- Funguslar ders sunumu: insanlar için önemi, beslenme ve genel özellikler.
- Sınıflandırma ders sunumu: gerçek funguslar ve fungus benzeri organizmalar.
- Oomycetes ders sunumu: genel özellikler ve neden oldukları hastalıklar.
- Bitki virüsleri ders sunumu ve bitki virüsü taksonomisi tablosu.
- Bitki hastalıklarının kültürel kontrolü ders sunumu.
- Yabancı Otlar I ve II ders sunumları: herboloji, yabancı otların zararları ve yararları, sınıflandırma.
- T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı. Entegre Mücadele Teknik Talimatları.
Forumda bu dersle ilgili farklı yıllarda paylaşılmış ders notları ve tartışmalar bulunur. Bu sayfadaki anlatım onların bir kopyası değildir; güncel açık erişim kaynaklardan ayrıca hazırlanmıştır. Dersle ilgili sorularını forumda sorabilirsin.
Bitki Koruma ders notları